Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İşitme cihazı kullananların şikayetleri çözülebilir mi?
#1
Question 
bir diğer forum sitesinde Mehmet AKŞİT adlı kişi bir takım anketler yapmış ve çıkan sonuçlar çok komik kendisine ait hastalarında yaptığı ankete dayanarak söylüyorum siz biz işitme engelli vatandaşları memnun edemiyorsanız çözüm bulmak için ne yapıyorsunuz neyler ile ilgileniyorsunuz diye sorarım ben bu kişiye yapılan değerlendirme ne kadar doğru kendi yaptıkları hatayı açıkca belli etmeleri de çok komik kendileri çözüm arasalar bulurlar belki. çok komik. çok
Ara
Cevapla
#2
Yağmura falan çıktığımda cihazların bozulmaması için kulaklarımı koruyan şapka takıyorum. Kovboy şapkası gibi.
Ara
Cevapla
#3
(12-08-2017, Saat: 12:48)Muroloji Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Yağmura falan çıktığımda cihazların bozulmaması için kulaklarımı koruyan şapka takıyorum. Kovboy şapkası gibi.

daha farklı koruyucularda mevcut bulursam sizlere iletirim ama asıl önemli olan cihazları korumak ve şunuda atlamadan geçmeyeyim IP68 Sertifikasına sahip cihazlar var onlar sudan ve tozdan asla etkilenmezler
sdakq.gif

www.isitmeengelliler.org | GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİZİ ÖZEL MESAJ, İLETİŞİM DEN YA DA KONU AÇARAK İLETEBİLİRSİNİZ
Ara
Cevapla
#4
(10-08-2017, Saat: 19:30)ahmetdemiroz Adlı Kullanıcıdan Alıntı: bir diğer forum sitesinde Mehmet AKŞİT adlı kişi bir takım anketler yapmış ve çıkan sonuçlar çok komik kendisine ait hastalarında yaptığı ankete dayanarak söylüyorum siz biz işitme engelli vatandaşları memnun edemiyorsanız çözüm bulmak için ne yapıyorsunuz neyler ile ilgileniyorsunuz diye sorarım ben bu kişiye yapılan değerlendirme ne kadar doğru kendi yaptıkları hatayı açıkca belli etmeleri de çok komik kendileri çözüm arasalar bulurlar belki. çok komik. çok

komik olan ne arkadaşım ? 
İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8   değil de %100  olunca mı size göre bilimsel ve ciddi bir araştırma olacak ? 

Siz hangi vasıfla bu araştırmayı  sulandırmaya  çalışıyorsunuz ?

Mehmet Bey işitme merkezi patronu değil , doktor da değil , işitme cihazı üreticisi de değil.Size göre hatası ne onu anlamadık ?

konuya yeni vakıf olanlar için Mehmet Bey'in araştırmasını aşağıda paylaşmak istiyorum.
belki canı sıkılanlar bu komik (!) araştırmaya gülüp eğlenirler 

2015 yılında beş üniversite hastanesi (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Eskişehir Orhangazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi) ortak bir çalışma yaparak, hastanelerde işitme cihazı denemesinin yasaklandığı 2012 yılından sonra işitme cihazı alan yetişkin hastaların durumunu inceledi. Sonuçları kısaca şöyle: 

· İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8;

· Fiziksel olarak hasarlı veya deforme olmuş işitme cihazı oranı: %57;

· Anlamıyorum, duymuyorum vb şikayetleri olan hastaların oranı: %73

· Yüksek sesten rahatsız olanlar: %15

· Cihazını çok az kullanan veya kullanmayan: %14

· Cihazı kulağına yerleştiremeyen: %6



(Çalışmayı yapanlar: Dr. Mehmet Akşit, Prof.Tayyar Kalcıoğlu, Prof.Engin Dursun, Prof. Onur Çelik, Prof.Günay Kırkım, Prof.Armağan İncesulu ve arkadaşları, “Çok merkezli araştırma: hafif/orta derece işitme kayıplılarda işitme cihazı performansı” VII. Dünya İşitme Cihazları ve Koklear İmplantlar Sempozyumu, İstanbul 2015)



İnanılır gibi değil ama işitme cihazı kullanan yetişkin hastaların sadece %8’inde işitme kaybına uygun cihaz var. Cihazından şikayet edenlerin oranı %73. Hastaların bir kısmı cihazı kulaklarına bile yerleştiremiyor, bir kısım hasta ise parasını verdiği halde cihazını kullanmıyor. Hastaların %15’i yüksek seslerden rahatsız oluyor. Bu demektir ki, bu hastalar cihazlarını sürekli kullandıklarında, akustik travma nedeniyle işitme kaybı derecelerinde artış ortaya çıkabilir. 

Cihazların sağladığı kazançla olması gereken kazanç arasında, hastaların %90’ından fazlasında 10 dB’den fazla fark bulunuyor. Bu, cihazların ortalama olarak sesleri olması gerektiğinden yaklaşık 4 kat fazla veya 4 kat daha az yükselttiği anlamına geliyor. Üstelik bazı hastalarda bu fark 30 dB’e kadar çıkıyor. 



Bu sonuçlar, hem hastaların cihaz performansından yakınma nedenlerini hem de çözümün basitliğini gösteriyor. İşitme kaybının miktarına göre kazanç hedeflerinin ne olması gerektiğini belirleyen çalışmalara göre, cihaz kazançlarının hesaplanan hedeflere ulaştırılması halinde, kullanıcıların %70’i sonuçtan memnun. Bir de bunun üzerine cihaz kazancının ince ayarı yapıldığında, hastaların çok büyük bir bölümü cihazını severek kullanıyor. Bu açıdan bakıldığında, “az duyuyorum”, “sesler yüksek geliyor” gibi kazançla ilgili şikayetlerin büyük ölçüde çözülebileceği ortada.



Araştırmada, kullanılan cihazların en az % 57’sinin fiziksel olarak hasarlı veya kalıplarının deforme olduğu bulunmuş. Fiziksel problemlerin tümü çözülebilir şeylerdir. Bu durumda hasta şikayetlerininin en az %80’inin giderilebilir sorunlar olduğu görülüyor.



İşitme kaybına neden olan bazı hastalıklarda (ileri/çok ileri derece işitme kayıpları, işitsel nöropati, işitme yolları üzerinde tümör oluşumu gibi) işitme cihazı ile konuşmanın anlaşılması çok zordur. Bu nedenle, bu grubun şikayetlerinin çözümü kolay değildir.


Peki bu sorunlar neden çözülmüyor?




  1. İşitme cihazı firmalarında çalışanların büyük bir bölümü REM (cihazın kulakta sağladığı kazanç seviyesini gösteren bir ölçüm) ölçümü yapmayı bilmiyor veya bildiği halde yapmıyor. REM ölçümü yapılmadığında, cihaz kazancının istenilen seviyede olup olmadığı anlaşılamıyor.

  2. İşitme cihazları belli bir süre sonra bozulabilen cihazlardır. Düzenli olarak kontrollerinin yapılması gerekir. İşitme cihazları ancak “test kutusu” denen cihazla kontrol edilebilir. İşitme cihazı firmalarının çoğunda bu “kutu” yoktur. Cihazın düzgün çalışıp çalışmadığını kendi kulaklarıyla anlamaya çalışırlar. Bu, bakkalın peyniri, terazi yerine eliyle tartması gibi bir şeydir.

  3. Kulak kalıplarında kullanılan hortumlar, eğer kalıp yumuşak malzemeden yapılmışsa yaklaşık 2 ayda bozulur. Bu nedenle hortumların sık sık değiştirilmesi gerekir. Ama en doğrusu, kalıp yapımında kullanılan malzemenin değiştirilmesidir. Ne yazık ki firmaların çoğu hala ağırlıklı olarak biopor denilen bu malzemeyi kullanıyor.



Ne yapılması lazım?




  1. İşitme cihazının değil, uygulamayı yapacak olan uzmanın doğru seçilmesi gerekir. Çok sayıda olmasa da bu işi hakkıyla yapan uzmanlar ve firmalar var. Uygulamadan memnun değilseniz, başka bir firmada cihaz deneyin. Denemeden cihaz satın almayın.

  2. Tüketici haklarına göre, memnun olmadığınız ürünü belli bir süre içinde iade edebilirsiniz.

  3. Cihaz denemesi yapılırken, REM ölçümlerinin yapıldığından emin olmak gerekir (Ölçüm sırasında kulağınıza silikon bir mikrofon yerleştirildiğinden ve bilgisayar ekranında cihazın sağladığı kazancın hedefe oturduğundan emin olun).

  4. İşitme cihazı yılda en az 2 kez “test kutusu”nda kontrol edilmeli. Test kutusu olmayan firmaya güvenilmemeli.

  5. Kulak kalıplarında ilk tercih sert malzeme olmalı. Kalıbın sert olması çoğu zaman yumuşak olmasından daha iyidir. Yumuşak kalıp gerekiyorsa, firmalara “biopor” malzemeden vazgeçmeleri için baskı yapılmalı. Biopor yerine başka bir yumuşak malzeme kullanılmalı.

  6. Mümkünse kalıba havalandırma kanalı (vent) açılmalıdır.

  7. Kullanım klavuzunu dikkatle okuyun. Anlamadığınız şeyi mutlaka sorun.
Ara
Cevapla
#5
(14-08-2017, Saat: 22:38)Enes AKTEPE Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
(10-08-2017, Saat: 19:30)ahmetdemiroz Adlı Kullanıcıdan Alıntı: bir diğer forum sitesinde Mehmet AKŞİT adlı kişi bir takım anketler yapmış ve çıkan sonuçlar çok komik kendisine ait hastalarında yaptığı ankete dayanarak söylüyorum siz biz işitme engelli vatandaşları memnun edemiyorsanız çözüm bulmak için ne yapıyorsunuz neyler ile ilgileniyorsunuz diye sorarım ben bu kişiye yapılan değerlendirme ne kadar doğru kendi yaptıkları hatayı açıkca belli etmeleri de çok komik kendileri çözüm arasalar bulurlar belki. çok komik. çok

komik olan ne arkadaşım ? 
İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8   değil de %100  olunca mı size göre bilimsel ve ciddi bir araştırma olacak ? 

Siz hangi vasıfla bu araştırmayı  sulandırmaya  çalışıyorsunuz ?

Mehmet Bey işitme merkezi patronu değil , doktor da değil , işitme cihazı üreticisi de değil.Size göre hatası ne onu anlamadık ?

konuya yeni vakıf olanlar için Mehmet Bey'in araştırmasını aşağıda paylaşmak istiyorum.
belki canı sıkılanlar bu komik (!) araştırmaya gülüp eğlenirler 

2015 yılında beş üniversite hastanesi (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Eskişehir Orhangazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi) ortak bir çalışma yaparak, hastanelerde işitme cihazı denemesinin yasaklandığı 2012 yılından sonra işitme cihazı alan yetişkin hastaların durumunu inceledi. Sonuçları kısaca şöyle: 

· İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8;

· Fiziksel olarak hasarlı veya deforme olmuş işitme cihazı oranı: %57;

· Anlamıyorum, duymuyorum vb şikayetleri olan hastaların oranı: %73

· Yüksek sesten rahatsız olanlar: %15

· Cihazını çok az kullanan veya kullanmayan: %14

· Cihazı kulağına yerleştiremeyen: %6



(Çalışmayı yapanlar: Dr. Mehmet Akşit, Prof.Tayyar Kalcıoğlu, Prof.Engin Dursun, Prof. Onur Çelik, Prof.Günay Kırkım, Prof.Armağan İncesulu ve arkadaşları, “Çok merkezli araştırma: hafif/orta derece işitme kayıplılarda işitme cihazı performansı” VII. Dünya İşitme Cihazları ve Koklear İmplantlar Sempozyumu, İstanbul 2015)



İnanılır gibi değil ama işitme cihazı kullanan yetişkin hastaların sadece %8’inde işitme kaybına uygun cihaz var. Cihazından şikayet edenlerin oranı %73. Hastaların bir kısmı cihazı kulaklarına bile yerleştiremiyor, bir kısım hasta ise parasını verdiği halde cihazını kullanmıyor. Hastaların %15’i yüksek seslerden rahatsız oluyor. Bu demektir ki, bu hastalar cihazlarını sürekli kullandıklarında, akustik travma nedeniyle işitme kaybı derecelerinde artış ortaya çıkabilir. 

Cihazların sağladığı kazançla olması gereken kazanç arasında, hastaların %90’ından fazlasında 10 dB’den fazla fark bulunuyor. Bu, cihazların ortalama olarak sesleri olması gerektiğinden yaklaşık 4 kat fazla veya 4 kat daha az yükselttiği anlamına geliyor. Üstelik bazı hastalarda bu fark 30 dB’e kadar çıkıyor. 



Bu sonuçlar, hem hastaların cihaz performansından yakınma nedenlerini hem de çözümün basitliğini gösteriyor. İşitme kaybının miktarına göre kazanç hedeflerinin ne olması gerektiğini belirleyen çalışmalara göre, cihaz kazançlarının hesaplanan hedeflere ulaştırılması halinde, kullanıcıların %70’i sonuçtan memnun. Bir de bunun üzerine cihaz kazancının ince ayarı yapıldığında, hastaların çok büyük bir bölümü cihazını severek kullanıyor. Bu açıdan bakıldığında, “az duyuyorum”, “sesler yüksek geliyor” gibi kazançla ilgili şikayetlerin büyük ölçüde çözülebileceği ortada.



Araştırmada, kullanılan cihazların en az % 57’sinin fiziksel olarak hasarlı veya kalıplarının deforme olduğu bulunmuş. Fiziksel problemlerin tümü çözülebilir şeylerdir. Bu durumda hasta şikayetlerininin en az %80’inin giderilebilir sorunlar olduğu görülüyor.



İşitme kaybına neden olan bazı hastalıklarda (ileri/çok ileri derece işitme kayıpları, işitsel nöropati, işitme yolları üzerinde tümör oluşumu gibi) işitme cihazı ile konuşmanın anlaşılması çok zordur. Bu nedenle, bu grubun şikayetlerinin çözümü kolay değildir.


Peki bu sorunlar neden çözülmüyor?




  1. İşitme cihazı firmalarında çalışanların büyük bir bölümü REM (cihazın kulakta sağladığı kazanç seviyesini gösteren bir ölçüm) ölçümü yapmayı bilmiyor veya bildiği halde yapmıyor. REM ölçümü yapılmadığında, cihaz kazancının istenilen seviyede olup olmadığı anlaşılamıyor.

  2. İşitme cihazları belli bir süre sonra bozulabilen cihazlardır. Düzenli olarak kontrollerinin yapılması gerekir. İşitme cihazları ancak “test kutusu” denen cihazla kontrol edilebilir. İşitme cihazı firmalarının çoğunda bu “kutu” yoktur. Cihazın düzgün çalışıp çalışmadığını kendi kulaklarıyla anlamaya çalışırlar. Bu, bakkalın peyniri, terazi yerine eliyle tartması gibi bir şeydir.

  3. Kulak kalıplarında kullanılan hortumlar, eğer kalıp yumuşak malzemeden yapılmışsa yaklaşık 2 ayda bozulur. Bu nedenle hortumların sık sık değiştirilmesi gerekir. Ama en doğrusu, kalıp yapımında kullanılan malzemenin değiştirilmesidir. Ne yazık ki firmaların çoğu hala ağırlıklı olarak biopor denilen bu malzemeyi kullanıyor.



Ne yapılması lazım?




  1. İşitme cihazının değil, uygulamayı yapacak olan uzmanın doğru seçilmesi gerekir. Çok sayıda olmasa da bu işi hakkıyla yapan uzmanlar ve firmalar var. Uygulamadan memnun değilseniz, başka bir firmada cihaz deneyin. Denemeden cihaz satın almayın.

  2. Tüketici haklarına göre, memnun olmadığınız ürünü belli bir süre içinde iade edebilirsiniz.

  3. Cihaz denemesi yapılırken, REM ölçümlerinin yapıldığından emin olmak gerekir (Ölçüm sırasında kulağınıza silikon bir mikrofon yerleştirildiğinden ve bilgisayar ekranında cihazın sağladığı kazancın hedefe oturduğundan emin olun).

  4. İşitme cihazı yılda en az 2 kez “test kutusu”nda kontrol edilmeli. Test kutusu olmayan firmaya güvenilmemeli.

  5. Kulak kalıplarında ilk tercih sert malzeme olmalı. Kalıbın sert olması çoğu zaman yumuşak olmasından daha iyidir. Yumuşak kalıp gerekiyorsa, firmalara “biopor” malzemeden vazgeçmeleri için baskı yapılmalı. Biopor yerine başka bir yumuşak malzeme kullanılmalı.

  6. Mümkünse kalıba havalandırma kanalı (vent) açılmalıdır.

  7. Kullanım klavuzunu dikkatle okuyun. Anlamadığınız şeyi mutlaka sorun.



güzel açıklama tebrik ederim konuya yakından takipçiyim.
sdakq.gif

www.isitmeengelliler.org | GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİZİ ÖZEL MESAJ, İLETİŞİM DEN YA DA KONU AÇARAK İLETEBİLİRSİNİZ
Ara
Cevapla
#6
(14-08-2017, Saat: 22:38)Enes AKTEPE Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
(10-08-2017, Saat: 19:30)ahmetdemiroz Adlı Kullanıcıdan Alıntı: bir diğer forum sitesinde Mehmet AKŞİT adlı kişi bir takım anketler yapmış ve çıkan sonuçlar çok komik kendisine ait hastalarında yaptığı ankete dayanarak söylüyorum siz biz işitme engelli vatandaşları memnun edemiyorsanız çözüm bulmak için ne yapıyorsunuz neyler ile ilgileniyorsunuz diye sorarım ben bu kişiye yapılan değerlendirme ne kadar doğru kendi yaptıkları hatayı açıkca belli etmeleri de çok komik kendileri çözüm arasalar bulurlar belki. çok komik. çok

komik olan ne arkadaşım ? 
İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8   değil de %100  olunca mı size göre bilimsel ve ciddi bir araştırma olacak ? 

Siz hangi vasıfla bu araştırmayı  sulandırmaya  çalışıyorsunuz ?

Mehmet Bey işitme merkezi patronu değil , doktor da değil , işitme cihazı üreticisi de değil.Size göre hatası ne onu anlamadık ?

konuya yeni vakıf olanlar için Mehmet Bey'in araştırmasını aşağıda paylaşmak istiyorum.
belki canı sıkılanlar bu komik (!) araştırmaya gülüp eğlenirler 

2015 yılında beş üniversite hastanesi (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Eskişehir Orhangazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi) ortak bir çalışma yaparak, hastanelerde işitme cihazı denemesinin yasaklandığı 2012 yılından sonra işitme cihazı alan yetişkin hastaların durumunu inceledi. Sonuçları kısaca şöyle: 

· İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8;

· Fiziksel olarak hasarlı veya deforme olmuş işitme cihazı oranı: %57;

· Anlamıyorum, duymuyorum vb şikayetleri olan hastaların oranı: %73

· Yüksek sesten rahatsız olanlar: %15

· Cihazını çok az kullanan veya kullanmayan: %14

· Cihazı kulağına yerleştiremeyen: %6



(Çalışmayı yapanlar: Dr. Mehmet Akşit, Prof.Tayyar Kalcıoğlu, Prof.Engin Dursun, Prof. Onur Çelik, Prof.Günay Kırkım, Prof.Armağan İncesulu ve arkadaşları, “Çok merkezli araştırma: hafif/orta derece işitme kayıplılarda işitme cihazı performansı” VII. Dünya İşitme Cihazları ve Koklear İmplantlar Sempozyumu, İstanbul 2015)



İnanılır gibi değil ama işitme cihazı kullanan yetişkin hastaların sadece %8’inde işitme kaybına uygun cihaz var. Cihazından şikayet edenlerin oranı %73. Hastaların bir kısmı cihazı kulaklarına bile yerleştiremiyor, bir kısım hasta ise parasını verdiği halde cihazını kullanmıyor. Hastaların %15’i yüksek seslerden rahatsız oluyor. Bu demektir ki, bu hastalar cihazlarını sürekli kullandıklarında, akustik travma nedeniyle işitme kaybı derecelerinde artış ortaya çıkabilir. 

Cihazların sağladığı kazançla olması gereken kazanç arasında, hastaların %90’ından fazlasında 10 dB’den fazla fark bulunuyor. Bu, cihazların ortalama olarak sesleri olması gerektiğinden yaklaşık 4 kat fazla veya 4 kat daha az yükselttiği anlamına geliyor. Üstelik bazı hastalarda bu fark 30 dB’e kadar çıkıyor. 



Bu sonuçlar, hem hastaların cihaz performansından yakınma nedenlerini hem de çözümün basitliğini gösteriyor. İşitme kaybının miktarına göre kazanç hedeflerinin ne olması gerektiğini belirleyen çalışmalara göre, cihaz kazançlarının hesaplanan hedeflere ulaştırılması halinde, kullanıcıların %70’i sonuçtan memnun. Bir de bunun üzerine cihaz kazancının ince ayarı yapıldığında, hastaların çok büyük bir bölümü cihazını severek kullanıyor. Bu açıdan bakıldığında, “az duyuyorum”, “sesler yüksek geliyor” gibi kazançla ilgili şikayetlerin büyük ölçüde çözülebileceği ortada.



Araştırmada, kullanılan cihazların en az % 57’sinin fiziksel olarak hasarlı veya kalıplarının deforme olduğu bulunmuş. Fiziksel problemlerin tümü çözülebilir şeylerdir. Bu durumda hasta şikayetlerininin en az %80’inin giderilebilir sorunlar olduğu görülüyor.



İşitme kaybına neden olan bazı hastalıklarda (ileri/çok ileri derece işitme kayıpları, işitsel nöropati, işitme yolları üzerinde tümör oluşumu gibi) işitme cihazı ile konuşmanın anlaşılması çok zordur. Bu nedenle, bu grubun şikayetlerinin çözümü kolay değildir.


Peki bu sorunlar neden çözülmüyor?




  1. İşitme cihazı firmalarında çalışanların büyük bir bölümü REM (cihazın kulakta sağladığı kazanç seviyesini gösteren bir ölçüm) ölçümü yapmayı bilmiyor veya bildiği halde yapmıyor. REM ölçümü yapılmadığında, cihaz kazancının istenilen seviyede olup olmadığı anlaşılamıyor.

  2. İşitme cihazları belli bir süre sonra bozulabilen cihazlardır. Düzenli olarak kontrollerinin yapılması gerekir. İşitme cihazları ancak “test kutusu” denen cihazla kontrol edilebilir. İşitme cihazı firmalarının çoğunda bu “kutu” yoktur. Cihazın düzgün çalışıp çalışmadığını kendi kulaklarıyla anlamaya çalışırlar. Bu, bakkalın peyniri, terazi yerine eliyle tartması gibi bir şeydir.

  3. Kulak kalıplarında kullanılan hortumlar, eğer kalıp yumuşak malzemeden yapılmışsa yaklaşık 2 ayda bozulur. Bu nedenle hortumların sık sık değiştirilmesi gerekir. Ama en doğrusu, kalıp yapımında kullanılan malzemenin değiştirilmesidir. Ne yazık ki firmaların çoğu hala ağırlıklı olarak biopor denilen bu malzemeyi kullanıyor.



Ne yapılması lazım?




  1. İşitme cihazının değil, uygulamayı yapacak olan uzmanın doğru seçilmesi gerekir. Çok sayıda olmasa da bu işi hakkıyla yapan uzmanlar ve firmalar var. Uygulamadan memnun değilseniz, başka bir firmada cihaz deneyin. Denemeden cihaz satın almayın.

  2. Tüketici haklarına göre, memnun olmadığınız ürünü belli bir süre içinde iade edebilirsiniz.

  3. Cihaz denemesi yapılırken, REM ölçümlerinin yapıldığından emin olmak gerekir (Ölçüm sırasında kulağınıza silikon bir mikrofon yerleştirildiğinden ve bilgisayar ekranında cihazın sağladığı kazancın hedefe oturduğundan emin olun).

  4. İşitme cihazı yılda en az 2 kez “test kutusu”nda kontrol edilmeli. Test kutusu olmayan firmaya güvenilmemeli.

  5. Kulak kalıplarında ilk tercih sert malzeme olmalı. Kalıbın sert olması çoğu zaman yumuşak olmasından daha iyidir. Yumuşak kalıp gerekiyorsa, firmalara “biopor” malzemeden vazgeçmeleri için baskı yapılmalı. Biopor yerine başka bir yumuşak malzeme kullanılmalı.

  6. Mümkünse kalıba havalandırma kanalı (vent) açılmalıdır.

  7. Kullanım klavuzunu dikkatle okuyun. Anlamadığınız şeyi mutlaka sorun.

tek söylemek istediğim mehmet beyin bir dönem işitme cihazı satışı yaptığını bilmeniz gerektiği. Başarı oranı dediğiniz şey değişken birşeydir. Nekadar iyi odyometristler ile cihazlanırsak okadar ileriye götürmüşler sayarım ben bu işi. Piyasadaki gerçekten işitme sağlığını düşünen odyometristler sonuna kadar insanlarla ilgileniyor. fakat kasap et derdin de olursa hasta mağdur oluyor ister istemez. yapılan araştırmaların komikliği bu kendi sektörüne lekelemek gibi geliyor bana biraz yani yaptığın işe saygın ne kadarsa yaptığın iş de okadar iyi olur. Tam olarak anlatmak istediğim bu.
Ara
Cevapla
#7
(15-08-2017, Saat: 10:22)ahmetdemiroz Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
(14-08-2017, Saat: 22:38)Enes AKTEPE Adlı Kullanıcıdan Alıntı: komik olan ne arkadaşım ? 
İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8   değil de %100  olunca mı size göre bilimsel ve ciddi bir araştırma olacak ? 

Siz hangi vasıfla bu araştırmayı  sulandırmaya  çalışıyorsunuz ?

Mehmet Bey işitme merkezi patronu değil , doktor da değil , işitme cihazı üreticisi de değil.Size göre hatası ne onu anlamadık ?

konuya yeni vakıf olanlar için Mehmet Bey'in araştırmasını aşağıda paylaşmak istiyorum.
belki canı sıkılanlar bu komik (!) araştırmaya gülüp eğlenirler 

2015 yılında beş üniversite hastanesi (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Eskişehir Orhangazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi) ortak bir çalışma yaparak, hastanelerde işitme cihazı denemesinin yasaklandığı 2012 yılından sonra işitme cihazı alan yetişkin hastaların durumunu inceledi. Sonuçları kısaca şöyle: 

· İşitme kaybına uygun işitme cihazı kullanan hasta oranı: %8;

· Fiziksel olarak hasarlı veya deforme olmuş işitme cihazı oranı: %57;

· Anlamıyorum, duymuyorum vb şikayetleri olan hastaların oranı: %73

· Yüksek sesten rahatsız olanlar: %15

· Cihazını çok az kullanan veya kullanmayan: %14

· Cihazı kulağına yerleştiremeyen: %6



(Çalışmayı yapanlar: Dr. Mehmet Akşit, Prof.Tayyar Kalcıoğlu, Prof.Engin Dursun, Prof. Onur Çelik, Prof.Günay Kırkım, Prof.Armağan İncesulu ve arkadaşları, “Çok merkezli araştırma: hafif/orta derece işitme kayıplılarda işitme cihazı performansı” VII. Dünya İşitme Cihazları ve Koklear İmplantlar Sempozyumu, İstanbul 2015)



İnanılır gibi değil ama işitme cihazı kullanan yetişkin hastaların sadece %8’inde işitme kaybına uygun cihaz var. Cihazından şikayet edenlerin oranı %73. Hastaların bir kısmı cihazı kulaklarına bile yerleştiremiyor, bir kısım hasta ise parasını verdiği halde cihazını kullanmıyor. Hastaların %15’i yüksek seslerden rahatsız oluyor. Bu demektir ki, bu hastalar cihazlarını sürekli kullandıklarında, akustik travma nedeniyle işitme kaybı derecelerinde artış ortaya çıkabilir. 

Cihazların sağladığı kazançla olması gereken kazanç arasında, hastaların %90’ından fazlasında 10 dB’den fazla fark bulunuyor. Bu, cihazların ortalama olarak sesleri olması gerektiğinden yaklaşık 4 kat fazla veya 4 kat daha az yükselttiği anlamına geliyor. Üstelik bazı hastalarda bu fark 30 dB’e kadar çıkıyor. 



Bu sonuçlar, hem hastaların cihaz performansından yakınma nedenlerini hem de çözümün basitliğini gösteriyor. İşitme kaybının miktarına göre kazanç hedeflerinin ne olması gerektiğini belirleyen çalışmalara göre, cihaz kazançlarının hesaplanan hedeflere ulaştırılması halinde, kullanıcıların %70’i sonuçtan memnun. Bir de bunun üzerine cihaz kazancının ince ayarı yapıldığında, hastaların çok büyük bir bölümü cihazını severek kullanıyor. Bu açıdan bakıldığında, “az duyuyorum”, “sesler yüksek geliyor” gibi kazançla ilgili şikayetlerin büyük ölçüde çözülebileceği ortada.



Araştırmada, kullanılan cihazların en az % 57’sinin fiziksel olarak hasarlı veya kalıplarının deforme olduğu bulunmuş. Fiziksel problemlerin tümü çözülebilir şeylerdir. Bu durumda hasta şikayetlerininin en az %80’inin giderilebilir sorunlar olduğu görülüyor.



İşitme kaybına neden olan bazı hastalıklarda (ileri/çok ileri derece işitme kayıpları, işitsel nöropati, işitme yolları üzerinde tümör oluşumu gibi) işitme cihazı ile konuşmanın anlaşılması çok zordur. Bu nedenle, bu grubun şikayetlerinin çözümü kolay değildir.


Peki bu sorunlar neden çözülmüyor?




  1. İşitme cihazı firmalarında çalışanların büyük bir bölümü REM (cihazın kulakta sağladığı kazanç seviyesini gösteren bir ölçüm) ölçümü yapmayı bilmiyor veya bildiği halde yapmıyor. REM ölçümü yapılmadığında, cihaz kazancının istenilen seviyede olup olmadığı anlaşılamıyor.

  2. İşitme cihazları belli bir süre sonra bozulabilen cihazlardır. Düzenli olarak kontrollerinin yapılması gerekir. İşitme cihazları ancak “test kutusu” denen cihazla kontrol edilebilir. İşitme cihazı firmalarının çoğunda bu “kutu” yoktur. Cihazın düzgün çalışıp çalışmadığını kendi kulaklarıyla anlamaya çalışırlar. Bu, bakkalın peyniri, terazi yerine eliyle tartması gibi bir şeydir.

  3. Kulak kalıplarında kullanılan hortumlar, eğer kalıp yumuşak malzemeden yapılmışsa yaklaşık 2 ayda bozulur. Bu nedenle hortumların sık sık değiştirilmesi gerekir. Ama en doğrusu, kalıp yapımında kullanılan malzemenin değiştirilmesidir. Ne yazık ki firmaların çoğu hala ağırlıklı olarak biopor denilen bu malzemeyi kullanıyor.



Ne yapılması lazım?




  1. İşitme cihazının değil, uygulamayı yapacak olan uzmanın doğru seçilmesi gerekir. Çok sayıda olmasa da bu işi hakkıyla yapan uzmanlar ve firmalar var. Uygulamadan memnun değilseniz, başka bir firmada cihaz deneyin. Denemeden cihaz satın almayın.

  2. Tüketici haklarına göre, memnun olmadığınız ürünü belli bir süre içinde iade edebilirsiniz.

  3. Cihaz denemesi yapılırken, REM ölçümlerinin yapıldığından emin olmak gerekir (Ölçüm sırasında kulağınıza silikon bir mikrofon yerleştirildiğinden ve bilgisayar ekranında cihazın sağladığı kazancın hedefe oturduğundan emin olun).

  4. İşitme cihazı yılda en az 2 kez “test kutusu”nda kontrol edilmeli. Test kutusu olmayan firmaya güvenilmemeli.

  5. Kulak kalıplarında ilk tercih sert malzeme olmalı. Kalıbın sert olması çoğu zaman yumuşak olmasından daha iyidir. Yumuşak kalıp gerekiyorsa, firmalara “biopor” malzemeden vazgeçmeleri için baskı yapılmalı. Biopor yerine başka bir yumuşak malzeme kullanılmalı.

  6. Mümkünse kalıba havalandırma kanalı (vent) açılmalıdır.

  7. Kullanım klavuzunu dikkatle okuyun. Anlamadığınız şeyi mutlaka sorun.

tek söylemek istediğim mehmet beyin bir dönem işitme cihazı satışı yaptığını bilmeniz gerektiği. Başarı oranı dediğiniz şey değişken birşeydir. Nekadar iyi odyometristler ile cihazlanırsak okadar ileriye götürmüşler sayarım ben bu işi. Piyasadaki gerçekten işitme sağlığını düşünen odyometristler sonuna kadar insanlarla ilgileniyor. fakat kasap et derdin de olursa hasta mağdur oluyor ister istemez. yapılan araştırmaların komikliği bu kendi sektörüne lekelemek gibi geliyor bana biraz yani yaptığın işe saygın ne kadarsa yaptığın iş de okadar iyi olur. Tam olarak anlatmak istediğim bu.

Ahmet  Bey ! Ben Mehmet Bey'in mazisini bilmiyorum.Geçmişi değil , Mehmet Bey'i de değil yapılan araştırmayı değerlendiriyoruz.
Bir meslek erbabı çalıştığı sektördeki yanlışlıkları , eksiklikleri  , haksızlıkları belirtince niye komik olsun ki ?
Bunları belirtsin ki düzelme olsun.Hasta ya da müşteri mağdur olmasın.
Ben öğretmenim.Ben de bir eğitimci olarak eğitimde bir yanlışlık ya da eksiklik görmüş ve bu yanlışlıkların düzeltilmesini temenni ediyorsam ve bankamatik öğretmenler var , liyakatsiz meslektaşlarım var , donanımsız öğretmenlerimiz var dersem bunun neresi saygısızlık  olur ?
Ara
Cevapla
#8
(17-08-2017, Saat: 02:38)Enes AKTEPE Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
(15-08-2017, Saat: 10:22)ahmetdemiroz Adlı Kullanıcıdan Alıntı: tek söylemek istediğim mehmet beyin bir dönem işitme cihazı satışı yaptığını bilmeniz gerektiği. Başarı oranı dediğiniz şey değişken birşeydir. Nekadar iyi odyometristler ile cihazlanırsak okadar ileriye götürmüşler sayarım ben bu işi. Piyasadaki gerçekten işitme sağlığını düşünen odyometristler sonuna kadar insanlarla ilgileniyor. fakat kasap et derdin de olursa hasta mağdur oluyor ister istemez. yapılan araştırmaların komikliği bu kendi sektörüne lekelemek gibi geliyor bana biraz yani yaptığın işe saygın ne kadarsa yaptığın iş de okadar iyi olur. Tam olarak anlatmak istediğim bu.

Ahmet  Bey ! Ben Mehmet Bey'in mazisini bilmiyorum.Geçmişi değil , Mehmet Bey'i de değil yapılan araştırmayı değerlendiriyoruz.
Bir meslek erbabı çalıştığı sektördeki yanlışlıkları , eksiklikleri  , haksızlıkları belirtince niye komik olsun ki ?
Bunları belirtsin ki düzelme olsun.Hasta ya da müşteri mağdur olmasın.
Ben öğretmenim.Ben de bir eğitimci olarak eğitimde bir yanlışlık ya da eksiklik görmüş ve bu yanlışlıkların düzeltilmesini temenni ediyorsam ve bankamatik öğretmenler var , liyakatsiz meslektaşlarım var , donanımsız öğretmenlerimiz var dersem bunun neresi saygısızlık  olur ?

bu dediğiniz saygısızlık olmaz bunlara katılıyorum fakat bildiğimiz emin olduğumuz %90 odyometrist işinde ne uzman nede güleryüzlü bunun düzelmesi çin neler yapılabiliyor ben onu sorguluyorum
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Hakkımızda

    Bu Forum ;

    Tamamen İşitme Engellilerin Yaşam Kalitesini Arttırmak Amacıyla Kurulmuştur.

    Ortak Derdimiz İçin Bir Olma Vakti !

    Görüş ve Önerileriniz İçin Lütfen İletişime Geçiniz